İhtiyacımız olan şey mucize formül değil, kalıcı diyettir.

Diyetisyen Asena Güneş

Beslenme & Diyet

Toplumda genellikle beslenme bir hastalık oluşması durumunda dikkat edilecek bir kavram olarak görülmektedir.Sadece açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak ya da canının çektiği şeyleri yemek içmek değildir. Beslenme; sağlığı korumak geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin ögelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli yapılması gereken bir eylemdir. Beslenme; insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin ögelerini tüketip kullanabilmesidir.Günümüzde birçok hastalığın ve obezitenin önlenmesinde, tedavisi sırasında ve hastalık sonrasında hastanın beslenme durumunun saptanarak, kişiye özgü, yeterli ve dengeli beslenme programları ile takip edilmesi gerekmektedir. Yetersiz, aşırı veya dengesiz beslenmenin, çeşitli hastalıklar için risk faktörlerinin başında gelmektedir. Sağlıklı beslenmenin yeterli ve dengeli beslenme olduğunu, vücudun düzenli ve dengeli çalışması için tüm besin maddelerine ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.

Bu kapsamda yeterli ve dengeli beslenme kavramlarını iyi bilmemiz gerekmektedir. Yeterli beslenmek demek; kilomuza, cinsiyetimize, yaşımıza ve fiziksel aktivitemize uygun kaloriyi almamız demektir. İnsan gereğinden çok yerse, besin ögelerini de fazla alır. Çok alınan bazı besin ögeleri vücutta yağ olarak birikir ve sağlık için zararlı hale gelir. İnsan yeterince yemesine karşın, uygun seçim yapamadığında ya da yanlış pişirme yöntemi uyguladığında besin ögelerinin bazılarında kayıplar olur. Besin ögeleri vücut çalışmasındaki işlevlerini yerine getiremez, sonuçta yine sağlık bozulur. Bu durumların hepsine birden “dengesiz beslenme”denir.

Şişmanlık, besinlerle alınan enerji miktarı ile enerji harcanması arasındaki kronik dengesizliğe bağlı olarak beden yağ kütlesinin, yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boya göre ağırlığın arzu edilen düzeyin üzerine çıktığı multifaktöriyel bir hastalıktır. Zayıflama programlarında dikkate alınması gereken en önemli hususun, sadece zayıflamak değil “kalıcı zayıflama” olması gerekiyor. Bu da ancak bilimsel verilerle sağlanabiliyor. Tabii ki, uygulanacak programların genel sağlık sorunlarına yol açmayacak biçimde titizlikle düzenlenmesi gerekiyor.
Şişmanlığın teşhisinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Bunlar arasında en pratik ve sık kullanılan yöntem Beden Kitle İndeksi (BKI) adını verdiğimiz formüldür. Bu formüle göre beden ağırlığınız hakkında bir fikir edinmek için ağırlığınızı (kg), boyunuzun metre cinsinden karesine (m²) bölüp aşağıda ki skalada hangi bölüme girdiğinize bakmanız yeterlidir.

BKI DEĞERLERİ;

  • 18.9 kg/m2’nin altında olanlar – ZAYIF
  • 19-24.9 kg/m2’nin arasında olanlar – NORMAL
  • 25-29.9 kg/m2’nin arasında olanlar – TOPLU (HAFİF ŞİŞMAN)
  • 30-34.9 kg/m2’nin arasında olanlar – ŞİŞMAN (OBEZ) (SAĞLIK AÇISINDAN RİSKLİ !)
  • 35-üzeri olanlar – AŞIRI ŞİŞMAN (SAĞLIK AÇISINDAN ÇOK RİSKLİ)

Kliniğimizde öncelikli olarak kişiye özel beslenme programları ile zayıflama, kilo alma, kilo koruma, çocukluk çağı beslenmesi, beslenme bozuklukları , hamilelik dönemi beslenmesi, alerji-besin intoleransı ,geriatrik ve adölesan beslenme,kanser ve beslenme, bebek beslenmesi, kardiyovasküler, diyabet, gut ve böbrek rahatsızlıkları için tedavi edici diyet programları uygulanmaktadır.

Bilgi veya randevu almak için formu doldurunuz.